Giriş

Şifremi Unuttum
Kayıt Ol!

TAKİPTE KALIN

Makaleler

Tek Kullanımlık Plastikler Kolaylık Mı, Sorun mu? #1

Slide

Plastik maddelerin üretimi, sanayide kimya devriminin parçası olarak kabul edilse de günümüzde insanlığın başına büyük bir sorun olmaya başladı. Gittikçe artan plastik tüketiminin biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkisi, iklim değişikliğine olumsuz katkısı ve bu durumun ekonomimize nasıl yansıdığı, artık sadece devletlerin veya sivil toplum kuruluşları gibi büyük yapıların değil, her evin, her ailenin, her bireyin gündemi olmalı!

Tek kullanımlık plastikler nelerdir?

Petrol bazlı kimyasallardan yapılan ve genellikle kullanıldıktan birkaç dakika sonra atılması gereken ürünlerdir. Dünya çapında her yıl 300 milyon ton plastik atık üretiliyor, bunun da yarısını tek kullanımlık plastikler oluşturuyor. Yaygın olarak şişe, ambalaj, pipet, bardak, tabak, çatal, bıçak ve poşet gibi paketleme ve servis gereçlerinde kullanılıyor. Bu kullan-at ürünler gündelik yaşamımızda büyük kolaylık gibi gözükse de aslında kolaylıktan daha çok büyük bir çevre sorununa yol açıyor. Alternatifi olan bu ürünleri hayatımızdan çıkarmak ve üç tarafı plastiklerle değil, denizlerle çevrili bir Türkiye’ye bizi geri döndürecektir.

Tek kullanımlık plastikler neden sorun?

  1. Plastik atıkların çok hızlı ve kontrolsüz artışı dünya, çevre ve tüm canlılar yani kısaca yaşam için çok büyük tehlike arz etmeye başladı.
  2. Plastikler temelde 7 gruba ayrılır ve bunlardan sadece 2’si (çoğunlukla) geri dönüştürülebilir niteliktedir. Şu ana kadar yer yüzünde ortaya çıkan tüm plastik atıkların sadece %9’u geri dönüştürülebilmiştir.
  3. Geri dönüşüm sürecine girmeyen tek kullanımlık plastikler, çöp alanlarında ve çevrede birikmektedir. Plastikler yapıları gereği doğada çözünemez, sadece güneş ve ısıyla zaman içerisinde daha küçük parçacıklara, yani mikro plastik ve nano plastiklere ayrılır. 
  4. Günümüzde okyanuslarda 1.8 trilyon plastik parçası olduğu tahmin ediliyor. Buna ilave olarak her yıl yaklaşık 10 milyon ton plastik atık daha denizlere ulaşıyor. 
  5. Her yıl 1 milyondan fazla deniz kuşu ve 100 bin deniz hayvanı plastik kirliliğinden ölüyor. Yavru deniz kaplumbağalarının %100'ünün midelerinde artık plastik var. Ancak, okyanusa karışan mikro ve nano plastikler, sadece deniz canlılarına zarar vermiyor, besin zincirine karışarak bu canlılarla beslenen insan dahil tüm türlere kolayca ulaşıyor.
  6. Mikro plastiklerin içeriğinde, plastiğin işlenmesi sırasında eklenen bazı kimyasallar da bulunuyor. Plastiklerdeki bu kimyasalların kanserojen olduğu ve hem insanlarda hem de vahşi yaşamda üreme, nörolojik ve bağışıklık bozukluklarına neden olduğu, vücudun hormon sistemini etkilediği biliniyor.

Pasifik Okyanusu’nda keşfedilen “Yedinci Kıta!”

Pasifik Okyanusu’nun ortasında yeni bir kıta keşfedildiğini biliyor muydunuz? Keşfedilen bu kıta tamamen çöplerden oluşmuş ve adına da çöp kıtası denmiş! Burada kendiliğinden biriken çöp yığınının yüz ölçümünün Türkiye’nin 2 katı, derinliğinin ise 30 metreye kadar ulaştığı tahmin ediliyor. Çoğunluğu pet şişe ve naylon poşetten oluşan, mikro ve nano plastikleri de içeren bu çöp yığınına büyüklüğünden dolayı Yedinci Kıta da deniliyor.  

Bu konuyla alakalı daha fazla bilgi almak için internette birçok kaynak bulabilirsiniz. Örneğin, 2019 yılında İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen ve Tekfen Holding’in de sponsorlarından birisi olduğu 16. İstanbul Bienali’nin başlığı, bu plastik atık yığınına atfen “Yedinci Kıta” olarak belirlenmiş ve plastik atık konusu işlenmişti (https://bienal.iksv.org/tr/16-istanbul-bienali/yedinci-kita). Ayrıca YouTuber ve hikâye anlatıcısı Barış Özcan’nın da “yedinci kıta” konusunu hikâyeleştirerek işlediği şu videoyu izleyebilirsiniz: https://youtu.be/Ot0vYkRT1Mg 

Tek kullanımlık plastikler besin zincirini etkilemeye başladı!

2020 yılı itibarıyla denizlerdeki plastik sayısının balık sayısından fazla olduğu tahmin ediliyor. Araştırmalar, insan tüketimi için yakalanan her 3 balıktan 1'inin mikro plastik içerdiğini gösteriyor.

Akdeniz’de artık dünyada plastik kirliliği seviyesi en yüksek denizlerden biri haline gelmiş durumda. 2016 yılında Akdeniz’in sadece Türkiye’ye ait kıyılarında yapılan bir çalışmada, 28 türe ait 1.137 balığın sindirim sisteminde mikro plastik olduğu tespit edilmiştir. Günlük diyetinde sıklıkla deniz canlısı tüketen bireylerin sadece besin yoluyla günde onlarca mikro plastik aldıkları gözlenmiştir. Bununla birlikte, araştırmalar kullandığımız tuz, içtiğimiz su ve soluduğumuz havayla da mikro ve nano plastikleri vücudumuza aldığımızı göstermektedir.

2020 yılında yapılan bir araştırmada, anne karnındaki bebekleri sarmalayan ve anneyle bebek arasındaki besin, oksijen ve diğer maddelerin alışverişini sağlayan yapıda, yani plasentada ilk kez mikro plastik parçacıklar bulunduğu açıklanmıştır; uzmanlar, bu parçacıkların uzun vadeli zararları olabileceğini, anne karnındaki fetüsün gelişmekte olan bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor.

Daha fazla gecikmeden tek kullanımlık plastikleri hayatımızdan çıkaralım!

 

Kaynak: www.bilimveaydinlanma.org, www.eea.europa.eu, www.greenpeace.org, www.bienal.iksv.org, ve www.barisozcan.com



İlgili Yazılar: